top of page

Herkes Yetkiliyse, Kim Hesap Verir? Şirketlerde Görünmeyen Denge

  • Yazarın fotoğrafı: Özge Özpağaç
    Özge Özpağaç
  • 7 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Şirketlerde karar alma hızının artması çoğu zaman olumlu bir gelişme olarak değerlendirilir. Yetkinin daha geniş kadrolara yayılması, çevikliği ve operasyonel esnekliği destekler. Ancak bu durum, beraberinde kritik bir soruyu da getirir: Alınan kararların sonuçlarından kim sorumludur? Yetki ile sorumluluk arasındaki bağ zayıfladığında, organizasyonlar fark edilmesi zor ama etkisi büyük bir denge kaybı yaşamaya başlar. Bu görünmeyen dengenin bozulması, çoğu zaman şirketler için asıl kırılma noktasıdır.


Yetki ve Sorumluluk Neden Ayrılmaz Bir Bütündür?

Kurumsal yapılarda yetki, karar alma gücünü temsil ederken; sorumluluk, bu kararların sonuçlarını üstlenme yükümlülüğünü ifade eder. Bu iki unsurun birbirinden kopuk ele alınması, yönetimsel sorunların temel nedenlerinden biridir. Yetkinin açıkça tanımlandığı ancak sorumluluğun belirsiz kaldığı yapılarda, kararlar alınır fakat sonuçlar sahipsiz kalır.

Özellikle büyüyen ve karmaşıklaşan organizasyonlarda bu kopukluk daha belirgin hale gelir. Yetki devri yapılır, görevler paylaşılır; ancak performans, risk ve sonuç değerlendirmeleri netleşmez. Bu durum, kararların kişilerle değil pozisyonlarla ilişkilendirilmesini zorlaştırır.


Yetki–Sorumluluk Kopukluğunun Temel Sonuçları

  • Karar süreçlerinde tutarsızlık

  • Rol çatışmaları ve yetki karmaşası

  • İç kontrol mekanizmalarında zayıflama

  • Hesap verebilirliğin kişisel inisiyatife bırakılması

Bu sonuçlar, kısa vadede fark edilmese de uzun vadede kurumsal dayanıklılığı zedeler.


Kurumsal Yapılarda Görünmeyen Risk Alanları

Yetki ve sorumluluk dengesinin bozulması, çoğu zaman sessiz ilerler. Günlük operasyonlar devam ederken, riskler birikir ve genellikle kriz anlarında veya beklenmedik performans düşüşlerinde görünür hale gelir. Bu nedenle söz konusu risk alanları, “görünmeyen” olarak tanımlanır.


En Sık Karşılaşılan Yapısal Sorunlar

  • Net olmayan rol ve görev tanımları

  • Karar alma süreçlerinde çoklu ve belirsiz onay yapıları

  • Yetki devrinin yazılı ve izlenebilir olmaması

  • Alınan kararların sonuçlarının sistematik olarak ölçülmemesi

Bu sorunlar yalnızca operasyonel verimliliği değil, kurum içi güven duygusunu ve yönetim kalitesine olan inancı da zayıflatır.


Hesap Verebilirlik Neden Kurumsal Dayanıklılığı Artırır?

Hesap verebilirlik, çoğu zaman yalnızca bir denetim aracı olarak algılanır. Oysa doğru kurgulandığında, organizasyonun tüm seviyelerinde daha bilinçli ve dengeli karar alma davranışını teşvik eder. Yetki ile birlikte tanımlanan sorumluluk, karar alıcıların riskleri daha dikkatli değerlendirmesini sağlar.


Sağlıklı Yapıların Sağladığı Kazanımlar

  • Karar alma süreçlerinde netlik ve öngörülebilirlik

  • Risklerin erken aşamada tespit edilmesi

  • Şeffaf raporlama ve izlenebilirlik

  • Kişilere değil sistemlere dayalı yönetim kültürü

Bu yaklaşım, şirketlerin yalnızca bugünkü performansını değil; uzun vadeli sürdürülebilirliğini de güçlendirir.


Dengenin Sağlanmasında Rol Alan Temel Fonksiyonlar

Yetki ve sorumluluk dengesinin kurulması tek bir birimin inisiyatifine bırakılamaz. Etkili bir yapı, farklı fonksiyonların birbiriyle uyum içinde çalışmasını gerektirir. Bu denge, organizasyonel tasarımın doğal bir sonucu olmalıdır.


Sürece Katkı Sağlayan Temel Alanlar

  • Strateji ve üst yönetim yapıları

  • Finans ve risk yönetimi fonksiyonları

  • Hukuk ve uyum süreçleri

  • İç kontrol ve iç denetim mekanizmaları

  • Organizasyonel yapı ve insan kaynakları fonksiyonları

Bu alanlar arasında kurulan net işleyiş, kararların yalnızca alınmasını değil; sonuçlarının da açık şekilde sahiplenilmesini sağlar.


Yetki Dağıtılır, Sorumluluk Tasarlanır

Yetki vermek, tek başına güçlü bir yönetim yapısı oluşturmaz. Asıl fark yaratan unsur, bu yetkinin açık sorumluluk tanımları ve izlenebilir mekanizmalarla desteklenmesidir. Şirketlerde görünmeyen denge; kararların kime ait olduğunun değil, sonuçların kim tarafından üstlenildiğinin netleştiği noktada kurulur. Bu denge sağlandığında, kurumlar yalnızca daha hızlı değil; aynı zamanda daha dirençli, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir hale gelir.

Yorumlar


bottom of page